Türkiye Cumhuriyeti

Dünya Ticaret Örgütü Nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği

Temsilcilik Duyurusu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ve Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi İbrahim Kalın'ın,"frankfurter Allgemeine Zeitung" Gazetesinde Ve "al Jazeera" Haber Kanalının Internet Sitesinde 6 Haziran 2016 Günü Yayımlanan, Alman Federal Meclisi'nin 1915 Olayları Hakkındaki Kararına Ilişkin Makalesinin Türkçe Tercümesi , 09.06.2016

ERMENİ KARARI: YASADIŞI, YANLIŞ, ZARAR VERİCİ



Federal Alman Meclisi, Perşembe günü Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları trajedileri soykırım olarak nitelendiren tartışmalı bir kararı onayladı. Bu siyasi motifli karar, yasalara aykırı, yanlış ve Türkler ile Ermeniler arasında uzlaşma sağlanması noktasında zararlıdır.


İlk etapta sözkonusu bu kararın yasal bir dayanağının bulunmadığının anlaşılması önemlidir. Soykırım sözleşmesi, Almanya’nın etnik ve dini azınlıklara özellikle de Yahudilere yönelik vahşetlerinin gelecekte tekrarlanmayacağının garanti altına alınması için, 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kararlaştırıldı. Türkiye bu sözleşmeyi 1950 yılında onayladı, yani Almanya’dan dört yıl önce. Sözleşme 1998 yılında, Ruanda Uluslararası Ceza Divanının Jean-Paul Akayesu’yu müebbet hapis cezasına çarptırmasıyla ilk kez kullanıldı. 1915 olaylarını soykırım olarak nitelemek, kanunsuz ceza olamayacağından (nulla poena sine lege), hukukun ilkelerine aykırıdır.


Federal Meclisin kararıyla daha ziyade Avrupa hukuku ihlal edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Perinçek olayında İsviçre ile ilgili 1915 olaylarını uluslararası hukuk uyarınca soykırım olarak nitelendirecek bir otorite olmadığı kararını verdi. Türkiye’nin söz konusu kararın yasal zemininin bulunmadığı yönündeki bakış açısına, yasa tasarısının oylamasında ret oyu kullanan CDU’lu siyasi Bettina Kudla da destek vermektedir. Kudla oylama sonrasında, “Başka ülkelerde yaşanan olayların tarihi değerlendirmesini yapmak Alman Federal Meclisinin görevi değildir” açıklamasında bulundu.


Alman Parlamentosu, Perşembe günü sadece hukuku ihlal etmemiştir, Parlamento aynı zamanda dar görüşlü ve yanlış kararlar almıştır. Alman Parlamentosu, 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığı altındaki Türkiye’nin, Türkler ve Ermenilerin diyalogla yakınlaştırılması hususundaki dur durak bilmez gayretlerini görmezden gelmiştir. Bu husustaki ilk adım, 2005 yılının Nisan ayında Erdoğan’ın Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a, ortak tarih komisyonunun kurulmasını öneren mektubuyla atıldı. Türk ve Ermeni tarihçilerin yanı sıra üçüncü ülkelerin uzmanlarından oluşacak olan bu komisyon elde ettiği bilgileri uluslararası kamuoyuyla paylaşacaktı. Türkiye’nin bu öneriyi geçen 11 yıl içerisinde birçok kez iletmiş olmasına rağmen, Ermenistan bu çözüm önerisine hiç yaklaşmadı.


Türkiye, Ermenistan ile daha yakın işbirliği içerisinde olabilmek için 2007 yılında Erivan ile görüşmelere başladı. Bundan iki yıl sonra da heyetler diplomatik ilişkilerin yeniden oluşturulması için iki protokol üzerinde uzlaşmaya vardı. Türkiye evrakları zaman kaybetmeden onaylamak üzere parlamentoya iletti. Ancak Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, 2010 yılının nisan ayında onay sürecini askıya aldığını ilan etti. Ne yazık ki Erivan ileriye doğru bir adım atma isteğine sahip değildir.


Neticede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Ermenilerin acılarını alenen tanıyan ve ailelerine başsağlığı dileklerini ileten ilk Cumhurbaşkanıdır. 2015 ve 2016 yıllarında benzer açıklamalar yapıldı, ancak Erdoğan’ın uzlaşmacı açıklamaları Ermeniler tarafından reddedildi.


Federal Meclis, Türkler ve Ermeniler arasındaki barışın teşvik edilmesi bahanesiyle Erivan’ın ödün vermez tutumunu görmezden gelmiş ve haksız bir şekilde Türkiye’yi hedef almıştır. Mantıklı bir ilerleme hususunda Ermenistan’ın yetersiz ilgisinin ödüllendirilmesiyle Almanya, Kafkasları daha da tehlikeli bir hale getirmiştir. Almanya ayrıca, Türkiye ile ilişkilerini tehlikeye atmıştır. NATO ortağı ve gelecekteki AB üyesi olarak Türkiye, Berlin ile işbirliğinin önemli sorunların çözümünün anahtarı olabileceğine inanmaktadır. Şansölye Angela Merkel Mart ayında Avrupa lideri sıfatıyla Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya yasal göçünün sağlanmasına ilişkin bir mekanizmayı yürürlüğe koyan ve yasadışı yollardan gelen mülteci akınını durduran bir anlaşmada arabuluculuk yaptı. Ne yazık ki Federal Meclis, 1915 olaylarına ilişkin tartışmada benzer bir rol üstlenememiştir.


Neticede alınan bu karar, Berlin’in uyum ve çeşitlilik konularındaki sorumluluklarına ilişkin soruları beraberinde getirmektedir. Almanya’nın siyasi, ekonomik ve kültürel yaşamına değerli katkılar sağlayan milyonlarca Türk Perşembe günü haksız yere itham edildi. Alınan karar Türk toplumunun Alman hükümet ile olan ilişkilerine ağır hasar vermiştir.


Federal Meclisin tartışmalı kararı bir kez daha tarihin politize edilmesinin, faydadan çok zarar getirdiğini göstermiştir. Ancak uluslararası toplum Türkiye’nin planında birleşecek olursa, hala umut var demektir: Ermenistan vakit kaybetmeden, Türkiye’nin tarih komisyonu kurulması yönündeki teklifini kabul etmeli ve iki taraflı protokolün onay sürecini çözüme bırakmalıdır. Osmanlı dönemindeki Ermenilerin ailelerinin yakınlaşabilmek ve ileriye doğru hareket edebilmek için Erivan’a ihtiyacı vardır. Almanya, Türkiye’yi yanlış suçlamalarla itham etmek yerine, donmuş ihtilafın çözümüne ilişkin çabaların sürdürülmesi için Ermenistan’a baskı yapmalıdır. Karşılıklı suçlamalar için zamanımız yok. Milyonlarca insan daimi bir barış için dua ediyor.


İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Genel Sekreter Yardımcısı

6 Haziran 2016, Frankfurter Allgemeine Zeitung